Beyinde nöroenflamasyon

Disleksi, DEHB, ve otizmin temelinde beyinde nöroenflamasyonun artması yatmaktadır. Otizm, daha çok sosyalleşme, iletişim ve duygu durum konusunda yaşıtlarına göre daha geriden gelme olarak özetlenebilirken, disleksi okumada ve öğrenmede güçlük olarak tanımlanmaktadır. DEHB ise dikkat eksiği/ hiperaktivite olarak ve frontal lobların yaşa göre daha az olgunlaşmış olması olarak özetlenebilir. Çocukluk çağının ve nörogelişimsel bozuklukların en temeli olan bu üç bozukluk arasındaki ilişkiler tam tanımlanmamıştır. Bu beyin durumlarından birisi varsa, %30-%50 ihtimalle diğerlerinin de bulunması olasıdır.  Dislekside, sol temporal bölgede bir bağlantısızlıktan bahsedilmektedir. Sol temporal bölgedeki bağlantısızlık, sol Broca ve Wernicke alanları alanları arasında yeterli bilgi akışının olmasını engeller görünmektedir.

Dikkat eksiği/hiperaktivitede her iki ön lobun çalışmasında problem olduğu izlenmektedir. Bağışıklık sistemi hücreleri olan mikrogliallerin frontal lobda fazlaca oluşu, ve enflamasyon sırasında aktifleşmesi bu problemin oluşumunu tetiklemektedir.

Otizmde ise konuşma, iletişim ve sosyalleşme problemlerinin daha çok sağ central ve ön lobla ilgili olduğu ileri sürülmektedir. Sol ve sağ lob arasında farkın artması, anksiyete, depresyon, şizofreni, sosyal fobilerle de ilişkilendirilmektedir.

Bağışıklık sisteminin yetersizliği ve stres altında böbrek üstü bezlerinden salgılanan kortizol, beyinde temel olarak 2 bölgeyi etkilemekte ve enflamasyonu bu iki noktadan başlatmaktadır. Bunlardan bir tanesi, sol temporal bölge (FC5, T3, ve T7), diğeri de sağ central ve ön (FC6, F4, F8) bölgelerdir. Nöroenflamasyonun artması, T7 ile F4 arasındaki enlemesine birleştirdiğimiz çizgi ile beynin ön ve arka alanlarının birbirinden ayrılmasına ve ayrı fazda çalışmasına varan derinlikte bir problem haline dönüşebilir. T7’deki en hafif düzeyde oluşan enflamasyon, görsel ve işitsel algının bütünlenmesi problemlerine, ve disleksiye yol açabilirken, sağ ön lobda oluşan enflamasyon konuşmanın kaybolmasına, iletişim yetersizliklerine ve sosyalleşme bozukluklarına yolaçabilmektedir.

Nöroenflamasyonun sonuçlarından bir tanesi, nöronların ölmesi ve korteksteki nöron adedinin azalmasıdır. Nöronların azalması sebebi ile beyinde kısa bağlantılanmada yaşanabilen sorunlar, Gamma bandında okunan ölçüm değerlerinin azlığı olarak EEG ölçümlerine yansır. Nöroenflamasyonun daha ağır sonuçlarından bir tanesi, nöronların kısa bağlantılanmada aşırıya kaçması ve uzun bağlantılanmayı sağlayan axonların ölmesidir.

Beyinde nöroenflamasyonun artması, beyinde kısa mesafe bağlantılanmanın artışına ve GABA’ların oranının gitgide yetersiz kalmasına yol açabilir. Beyinde kısa bağlantılanmanın artışı, beyinde ölçülen Gamma’ların belli bir bölgede normalin üstünde artışı ile ilişkilendirilir. Beyin, artan kısa bağlantılanmayı kompanse edebilmek ve beynin diğer bölümlerinden bu durumu ayrı tutabilmek için, gamma’ların arttığı yerlerde uzun mesafe bağlantılanmayı (axonların faaliyetini) azaltır. Uzun mesafe bağlantılanmanın azalması ve beyindeki bağlantısızlığın/ asimetrinin artışı, Theta’ların artışı ile ölçümlenebilmektedir.  2 dakikalık EEG çekiminde, aynı noktada artmış Theta/Gamma frekans bantları, bize beyinde nöroenflamasyon olduğunun habercisidir. Nöroenflamasyonun en çok görüldüğü alanlar, beyinde mikrogliallerin daha çok olduğu frontocental bölgedir. Nöroenflamasyon artışı, dislekside Broca ve Wernicke alanları arasında bağlantısızlığa, otizmde ise anterior ve posterior bölgeleri arasında bağlantısızlığa sebep olur.

Nöronların yaşam döngüleri çok yavaştır, ölen nöronların yerine yenilerinin konması çok yavaş gerçekleşen bir işlemdir. Nörogeribildirim, hasta olan nöronların yaşam döngülerini tamamlayıp yeni nöron ve bağlantıların oluşumunu artırmaktadır.

Nörogeribildirim ile yavaş dalgaları düşürmek üzere yapılan eğitim, öncelikle 20 seans civarında artmış kısa bağlantılanma sorunlarının azalmasını (problemli nöronların yaşam döngülerini tamamlamasını, dolayısı ile artmış Gamma’ların  düşmesini), daha sonra da beynin bağlantısız olan bölümlerinin birbirine yeni nöron oluşumu ile bağlanmasını ve dolayısı ile ölçümlenen Theta’ların azalmasını sağlar. Nörogeribildirim, kısa bağlantılanmanın artışından dolayı oluşan hiper sensitiviteyi de azaltabilir.

Nörogeribildirim yapılmaya devam edildikçe, otizm tablosundan DEHB ve disleksi tablosuna doğru geri çekilme yaşandığını izleriz.

Beyinde nöroenflamasyon devam ettiği sürece, zaman içerisinde kısa bağlantılanma yine artabilir, uzun bağlantılanma da azalabilir, veya kısa bağlantılanma azalabilir. Bu durumdan tek korunma yolu, beyinde enflamasyonu azaltıcı yöntemlere ağırlık verilmesidir. Bu yöntemler, yaşam tarzı değişimleri, sağlıklı beslenme ve ketojenik diyet olabilir.

Uzun süre nörogeribildirim yapılan bir beyinde, yavaş dalgalar normal sınırların altına çekilir, yani beyindeki uzun mesafe farklılıklar ve bağlantısızlıklar azalır, nöroenflamasyonun yol açtığı kısa mesafe artmış bağlantılanmalar da elimine edilecektir. Yavaş dalgaların düşmesi, diğer tüm bantlarda ölçülen sonuçların da normallerin altına çekilmesini sağlar (bunun neden böyle olduğu bilinmemekle beraber, nörogeribildirim uygulaması ile beyinde yeni hücre oluşumunun arttığı düşünülmektedir). Gamma’lar da normal sınırların altına iner. Ancak, rölatif  gamma’lar, normal kişilerin rölatif gamma’larından daha yüksek ölçülebilir. Yani, nöron başına düşen sinaps bağlantı sayısı artmıştır. Bu beyin yapısı, üstün zekalı kişilerin beyninde görülen bir yapıdır. Yani, beynin tüm bölümleri arasında bilgi alışverişi bulunmakta ve korteks incelmiş, nöronlar arasındaki sinaps bağlantıları artmış bulunmaktadır. Uzun süre nörogeribildirim yapmış disleksili çocukların sınıf sonunculuğundan sınıf birinciliğine atlamaları bu şekilde açıklanabilir.

#disleksieğitimi

#otizmeğitimi

Related Posts
Leave a Reply

Your email address will not be published.Required fields are marked *