Disleksinin oluşumu konusunda teoriler

Son 20-30 yıldır disleksi, bazı kişilerin yaşadığı zorlukları tarifleyen bir kavram haline geldi. 1881’de Oswald Berkhan disleksinin semptomlarını ortaya koyan ilk kişidir. 1887’de Rudolf Berlin, duruma ilk olarak disleksi adını koydu ve pek çok araştırmacı bu durumun biyolojik sebeplerini bulmaya çalıştılar. Disleksinin sebepleri arasında, literatürde en azından 10 tane teori bulunmaktadır. Bunların en bilinenleri, genetik ağırlıklı olduğu, annedeki otoimmun durumun çocuğa yansıması olduğu, hamilelikte fetüsün aşırı testosterona/ kortizola maruz kalması sonucu oluştuğu, yağ asidi dengesizliği yüzünden olduğu, beyindeki birden çok bölümün eş zamanlı etkilendiği, beyinde magnoselüler yapıda bozukluk olduğu, beyinde bağlantısızlık sendromu olduğu yönündedir. Ancak 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren disleksi tıbbi tedavi kapsamından çıkarılmış ve eğitimle halledilecek problemler arasına alınmıştır. 2009’da Sir Jim Rose’un “Identifying and Teaching Children and Young People with Dyslexia and Literacy Difficulties” raporunda disleksi şöyle tanımlanmıştır: “Disleksi, kelimeleri akıcı ve tam bir şekilde heceleme ve okuma becerilerini etkileyen bir öğrenme güçlüğüdür”.

Tüm dünyada yaklaşık olarak 750 Milyon disleksinin bulunduğu düşünülmektedir. Çoğunluk kendisinde disleksi bulunduğunu bilmeden yaşamaktadır. Her sınıfta en azından 2 disleksili çocuğun bulunduğu düşünülmektedir.

Related Posts