Günet Eroğlu – Posta Gazetesi röportajı

Bize kendinizden bahseder misiniz?

Mühendis bir baba ve matematikçi bir annenin 2.çocuğu olarak dünyaya geldim. 5 yaşında okula başladım, üstün zeka tanısı ve sınıf birincilikleri ile üniversiteye 16 yaşında girdim. Akademik olarak çok zeki ve başarılı olmakla birlikte, o dönemlerde gereğinden fazla saf olarak bilinirdim. Organizasyonel ve prosedürel işleri tamamlamada güçlük yaşardım, kendimi Ifade etmekte zorlanırdım. Yemek pişirmek, özellikle zamanlama yönünden ve uygulama yönünden tam bir kabustu, her yemek pişirmenin sonucunda yenilikçi/füzyon sonuçlara ulaşırdım.

Hafıza problemlerim vardı, hızlı öğrenir ve hızlı unuturdum. Okul sonrasında iş hayatında hızlı bir yükseliş yaşadım. Ancak, stres altında, beyin performansım olması gerekenden daha fazla kötüleşirdi. Yaşam içerisinde daha sonra problemler biraz daha fazlalaştı, benimle benzer sorunlar yaşayan aile üyelerimin bakımlarını da üstlendim. Bu süreçte, hayat kalitemi ve fonksiyonalitemi yavaş yavaş azaltan bu sorunun kaynağına inmek istedim. Yıllardır üzerinde çalıştığım yazılım geliştirme ve yönetim konfor alanımdan çıkarak insan beyninin gizemlerini araştırmaya başladım. Son 9 yıldır bu konuda araştırma yapıyorum, son 5 yılında da bu konuda bir doktora programını tamamladım. İnsan beyni çok komplike bir organ, ancak 9 yılda, insan beyni konusunda bir çözüm ve ürün ortaya koyabildim. Bu süreçte, Tıp doktorlarının gözlüğü ile duruma bakmayı, sorunun çözümü için de mühendislik ve matematiksel teknikleri kullandım. Algoritmamızın temeli, matematiğin yanılmaz mükemmeliyetçiliği üzerine oturuyor ve her beyinde inanılmaz, mucize sayabileceğiniz kişiye özgü, pozitif değişimler sağlıyor.

Yaptığınız araştırmalara göre sizce disleksi, DEHB, otizm, Alzheimer, anksiyete gibi beyin durumları neden günümüzde artış gösteriyor?

Tıp literatürü, son 10 yıldır bu beyin durumları konusunda yapılmış pek çok hücresel/moleküler, görüntüleme tekniklerine dayanan (fMRI, EEG) binlerce makale ile dolu. Bu durumların nasıl oluştuğu konusunda, bir tıp eğitimi almadığım için görüş beyan etmem doğru olmaz. Benim son 5 yılda yapabildiğim, varolan makalelerin neredeyse tamamını okumak, ortak, benzer birbirini tamamlayan yönlerini bulup çıkarmak olabildi. Kendi öznel deneyimimle de birleştirince ulaştığım sonuç, bu durumların genetik kökenli olduğu oldu. Yalnız sadece genleri suçlamak doğru olmaz, kimyasallarla dolu yaşam, GDO’lu ürünler, son yüzyılda insanın hareketsiz yaşam sürmesi, stres, 150 çeşit genin kötü yönünü ortaya çıkarıyor ve aslında metabolizmanın tamamı moleküler düzeyde etkileniyor. Otoimmun problemler ortaya çıkıyor. İnsanın önce bağışıklık sistemi bozuluyor, daha sonra endokrin süreçleri etkileniyor; hücresel düzeyde başlayan bozulma çevre koşulları ve yaşam tarzı ile ağırlaşıyor. Hastalığın ilk 10 yılında, geriye döndürelebilir olan bu süreç, aynı yaşam tarzına devam edince geri dönülmez bir noktaya ulaşıyor. Ve bozulan genetik kod daha sonraki nesillere aktarılıyor.

Kişiye kendi içerisinde bulunduğu beyinsel durumu tarafsız, online, gerçek zamanlı göstermeniz bile iyileşmenin birinci basamağını oluşturuyor. Diğer adımlar ise disiplin, yaşam stili değişimi ve gelişimin takip edilmesi. Cep telefonu uygulamaları, insana kendini tanıma yolculuğunda destek olup, birey ile doktorlar arasında köprü olabiliyor.

Ortaya çıkardığınız çözüm, Auto Train Brain, bu beyin durumlarında neyi pozitif yönde değiştiriyor?

Oto immun problemlerde en temel sorunlar inflamasyon, vücudun ve beynin gelişiminde yaşanan gecikme problemidir. Bizim oluşturduğumuz 14 kanaldan nörogeribildirim yapan çözüm, beynin olgunlaşma sürecini ve gelişimini desteklemektedir. Beyin geliştikçe, algının açılması ile birlikte çevreden gelen uyarıların düzgün işlenmesi artmakta, stres seviyesi azalmaktadır. Nörogeribildirim, hayatın çok uzun zamana yaydığı beyin eğitim modelini, milisaniye düzeyine indirmekte ve hızlandırılmış beyin eğitimi sunmaktadır. Otoimmun olarak kategorize edilen beyin durumlarının, diyet, spor, omega-3, özel eğitim ve nörogeribildirim haricinde maalesef gen terapisi gibi bir yöntemle tedavisi şu an için mümkün değil. Gen terapisi yöntemlerinin bir çözüm olarak karşımıza çıkması, önümüzdeki 10- 15 yıl içerisinde ancak mümkün olacaktır. Nörogeribildirim yönteminde, kişiye kendi beyin sinyalleri görsel olarak bir ekranda gösterilir ve istenilen beyin aktivitelerinin artması/azaltılması konusunda sağlanan başarı görsel ve işitsel olarak ödüllendirilir.
Nörogeribildirim yöntemi, son 30 yıldır kullanılıyor, ancak çok pahalı ve erişimi zor olan bir yöntem. Sürekli olarak elinizin altında kullanabileceğiniz, kompakt ve yan etkiden arındırılmış bir durumda değil. Ta ki bizim çözümümüze kadar.

Uyguladığınız nörogeribildirim algoritması, beynin fonksiyonel bağlantısallığı ile uyumlu mudur?

İnsan beyni çok karmaşık bir yapı. Beynin fonksiyonel bağlantılanması Manhattan sokaklarını anımsatır ve bu durum 5 yıl süren Human Connectome Project ile ispatlanmıştır. Beynin fonksiyonel bağlantılanması birbirini dik olarak kesen geniş yollardan oluşur. Sol ve sağ beyinde, ön frontal lob ile arkayı bağlayan yolaklar, ve soldan saga her iki hemisferi temporal lobdan bağlayan yolaklar. Oluşturduğumuz algoritma, beyinde en fazla problemin ölçüldüğü alana yoğunlaşmakta ve beynin normal bağlantılanma yapısını güçlendirmektedir. Ürünümüzün patentle korunan, tıp ilmi, mühendislik ve matematiği yaratıcı bir şekilde birleştiren en can alıcı noktası bu.
Bu algoritma bence 100 yıl önce Tesla’nın kablosuz elektriği keşfetmesi kadar önemli bir konu, çünkü kişinin nörogeribildirime inanmasından veya kişilik özelliklerinden bağımsız hemen herkeste pozitif sonuçlarını alacağınız etkin bir yöntem.

Beynin gelişmesi vücudu nasıl olumlu etkiliyor?

Beyin, insanın yönetici organı. Beynin algı seviyesine göre, çevreden gelen görsel ve işitsel uyaranlar yorumlanıyor ve bir karar alınıp aksiyona dönüşüyor. Nörogeribildirim, algıyı açıp görsel ve işitsel uyaranların daha iyi işlenmesini sağladığı için, öncelikle çevre/insan uyumu daha çok sağlanıyor ve kişinin stres seviyesi düşüyor. Stres seviyesinin düşmesi de hücresel düzeyde pek çok fonksiyonu normalleştiriyor ve büyüme sürecini hızlandırıyor. Stres seviyesinin düşmesi aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendiriyor, beynin olgunlaşma sürecine katkıda bulunuyor. Bizim ürünümüzde, beyindeki yavaş dalgaların azaltılması yönünde nörogeribildirim yapılmaktadır.

Auto Train Brain klinik olarak test edildi mi?

Evet. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 30 disleksili çocuk üzerinde klinik çalışması başarılı bir şekilde tamamlanmıştır. Haftada 3 kez toplamda 60 kez nörogeribildirim alan çocukların bilişsel performanslarında ve okuma becerilerinde artış izlenmiştir.

Bundan sonraki hedefleriniz nedir?

Auto Train Brain ürünümüzü, Türkiye yanında tüm dünyada artış gösteren oto-immuniteye bağlı gelişimsel beyin durumları için bir çözüm olarak pozisyonlamak istiyoruz. Doktorların önereceği diğer prosedürlerle birlikte, oto-immunitenin kişinin yaşam kalitesini mümkün olduğunca az etkilemesi ve gelişimi önünde ket vurmaması sağlanabilir. Bu mesajı mümkün olduğunca çok insana yaymayı , ve mümkün olan en çok insanın hayat kalitesini ve bilişsel performansını artırmayı umut ediyoruz.
AutoTrainBrain, 14 elektroddan okuma yapan eMotiv EPOC+ baslik ile birlikte kullanilan ve disleksili, otizmli,DEHB’li ve Alzheimer’lı kisilerin bilissel performanslarini, 60 ve daha fazla evde kullanimda kalici olarak iyilestiren bir mobil telefon yazilimidir. AutoTrainBrain, literatürde yeri olan ve dislekside pozitif yönde etkili oldugu bilinen nörogeribildirim ve çoklu duyu ögrenme yaklasimlarini temel almaktadir.

AutoTrainBrain, HMS Health Mobile Software Saglik Mobil Yazilim A.S. tarafindan üretilmistir. Sabancı Üniversitesi, TÜBITAK 1512, DCP, Avrupa Birligi ve Türkiye Cumhuriyeti tarafindan finanse edilmistir.

Related Posts